
Türkiye savunma sanayiinin amiral gemisi ASELSAN piyasa değeri, 13 Ocak itibarıyla borsa kapanış verilerine göre 30 milyar doların üzerine ulaşan ilk Türk şirketi oldu. Bu eşik, yalnızca şirket için değil, Borsa İstanbul tarihi açısından da bir dönüm noktası niteliği taşıyor.
Geçtiğimiz yıl 1 trilyon TL piyasa değerini aşarak Borsa İstanbul’un en değerli şirketi konumuna yükselen ASELSAN, bu yeni rekorla birlikte Avrupa’nın en değerli ilk 10 savunma sanayii şirketi arasına girdi. Küresel ölçekte savunma ve yüksek teknoloji liginde kalıcı bir oyuncu olma iddiası, rakamlarla teyit edilmiş oldu.

ASELSAN’ın değer artışının arkasında iki temel dinamik öne çıkıyor: ihracat odaklı büyüme ve oyun değiştirici yüksek teknolojili ürün yatırımları. Şirket, gelecek vizyonunun üç ana başlığından biri olarak konumlandırdığı ihracatı, stratejik öncelik haline getirmiş durumda.
Bu yaklaşımın somut yansımalarından biri, NATO üyesi bir ülke ile imzalanan 410 milyon dolarlık sözleşme oldu. Söz konusu anlaşma, ASELSAN’ın küresel savunma pazarındaki ağırlığını pekiştirirken, şirketin Avrupa ve ABD merkezli teknoloji devlerinin sürüklediği yükseliş dalgasına eşlik etmesini sağladı. Yatırımcı nezdinde ASELSAN, Türkiye’deki teknoloji dönüşümünün en güçlü temsilcilerinden biri olarak konumlanıyor.

Rekor piyasa değerinin arkasında yalnızca beklentiler değil, güçlü finansal sonuçlar bulunuyor. ASELSAN, büyüyen bilançosunu disiplinli finans yönetimi ve artan AR-GE yatırımları ile destekliyor. Şirketin AR-GE’ye ayırdığı kaynaklar her yıl artarken, bu yatırımlar hem yurt içinde hem de yurt dışında imzalanan yeni sözleşmelerle geri dönüyor.
Öne çıkan göstergeler şöyle:

ASELSAN’ın 30 milyar dolar eşiğini aşması, yalnızca bir şirket başarısı değil; Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim, savunma teknolojileri ve küresel rekabet hedefleri açısından da güçlü bir sembol. Şirket, savunma sanayiinde yerli ve milli teknolojilerin ticarileşebileceğini ve küresel ölçekte değer üretebileceğini rakamlarla ortaya koyuyor.
Bugün gelinen noktada ASELSAN, yalnızca Borsa İstanbul’un en değerli şirketlerinden biri değil; Türkiye’nin teknoloji ihracatıyla büyüyebileceğinin canlı bir kanıtı olarak öne çıkıyor.






