
Türkiye’de çevre politikalarının merkezine yerleşen zorunlu depozito sistemi, geri dönüşüm ve sanayi alanında önemli bir dönüşüm sürecini beraberinde getiriyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan ART Grup Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Dursun, sistemin detaylarını ve sektöre etkilerini kapsamlı şekilde anlattı. Dursun’un açıklamaları, sistemin yalnızca çevresel bir uygulama olmadığını, aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir dönüşüm aracı olduğunu ortaya koyuyor.
Sistem 81 İlde Hayata Geçiyor
Zorunlu depozito sisteminin Türkiye genelinde uygulanmaya başlanmasıyla birlikte yeni bir döneme girildiğini belirten Gökhan Dursun, sürecin aslında uzun yıllara dayandığını vurguladı. Dursun, “Bu sistem ilk olarak 2017 yılında kanunlaştı ancak uygulama tarafında son bir yılda yapılan düzenlemelerle birlikte artık tüm Türkiye’de aktif hale geldi. 81 ilde cam, plastik ve alüminyum ambalajlar depozito kapsamında toplanacak. Vatandaşlar ürün satın alırken ambalaj için depozito bedelini ödeyecek, iade ettiklerinde ise bu bedeli geri alacak. Bu sayede hem kayıtlı hem de sürdürülebilir bir geri dönüşüm sistemi kurulmuş olacak” ifadelerini kullandı.
Dursun ayrıca, bu sistemin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda kurumsal düzeyde de ciddi bir organizasyon gerektirdiğini belirterek, operatör firmaların sahadaki rolünün kritik olduğuna dikkat çekti.
Geri Dönüşüm Artık Sanayi İçin Zorunluluk
Depozito sisteminin yalnızca çevreyi korumaya yönelik bir uygulama olmadığını özellikle vurgulayan Dursun, sanayi ve ihracat açısından sistemin kritik bir gereklilik haline geldiğini ifade etti. Avrupa Birliği’nin geri dönüştürülmüş ham madde kullanımını zorunlu hale getiren politikalarına değinen Dursun, “Bugün Avrupa ile ticaret yapabilmek için geri dönüştürülmüş ham madde kullanımı artık bir tercih değil zorunluluk. Eğer biz kendi atığımızı kaynağında ayrıştırıp geri dönüştürmezsek, bu pazarlarda rekabet etme şansımız ciddi şekilde azalır. Bu nedenle depozito sistemi, çevre politikalarının ötesinde ekonomik sürdürülebilirlik açısından da büyük önem taşıyor” dedi.
Dursun, bu sürecin aynı zamanda Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltma potansiyeli taşıdığını ve yerli kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlayacağını da sözlerine ekledi.
Otel, Restoran ve Kafeler Sürecin İçinde
Sistemin en önemli uygulama alanlarından birinin otel, restoran ve kafeler olduğunu belirten Dursun, bu işletmelerin depozito sistemine doğrudan dahil edileceğini ifade etti. “Bu işletmeler ambalajlı ürünleri satın alırken depozito bedelini ödeyecekler ve bu bedeli geri alabilmek için oluşan atıkları belirlenen kurallar çerçevesinde biriktirmek zorunda olacaklar. Özellikle büyük ölçekli işletmelerde günlük binlerce ambalaj atığı oluştuğunu düşündüğümüzde, bu sürecin doğru yönetilmesi ciddi bir operasyonel planlama gerektiriyor” dedi.
Dursun ayrıca, operatör firmaların bu noktada devreye girerek lojistik destek sağladığını, atıkların düzenli şekilde toplanarak sisteme kazandırıldığını belirtti. Sistemin zorunlu olduğunun altını çizen Dursun, “Bu yapının dışında kalmak gibi bir seçenek söz konusu değil. İşletmelerin sisteme dahil olmaması durumunda cezai yaptırımlar da gündeme gelebilir” ifadelerini kullandı.

ART Grup’tan Güçlü Yatırım Hamlesi
Depozito sistemine güçlü bir başlangıç yapan ART Grup’un yatırımlarına da değinen Dursun, 2026 yılı için planlanan süreci detaylandırdı. “Yaklaşık 200 milyon TL’lik bir yatırım planımız var. Bu kapsamda depozito iade makineleri, sayım ve doğrulama hatları, lojistik altyapı ve insan kaynağı gibi birçok alanda yatırım yapıyoruz. Aynı zamanda geri dönüştürülmüş ham maddeden üretim yaparak sistemi kendi içinde döngüsel hale getirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Dursun, bu yatırımların yalnızca ticari bir hamle olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, sektörün gelişimi açısından da önemli bir sorumluluk üstlendiklerini ifade etti.
Döngüsel Ekonomi Vurgusu
Şirketin uzun vadeli hedeflerine değinen Dursun, döngüsel ekonomi modelinin önemine dikkat çekti. “Bizim hedefimiz sadece atığı toplamak değil. Kaynağında ayrıştırılan atığın geri dönüştürülerek yeniden üretime kazandırıldığı, yani kendi kendini besleyen bir sistem kurmak istiyoruz. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliğin en doğru ve en kalıcı modeli” dedi.
Bu model sayesinde hem maliyetlerin optimize edileceğini hem de çevresel etkilerin minimize edileceğini belirten Dursun, Türkiye’nin bu alanda önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti.
Uluslararası Başarılar ve Büyüme
ART Grup’un son yıllarda yakaladığı büyüme ivmesine de değinen Dursun, şirketin uluslararası alanda elde ettiği başarıların kendileri için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu belirtti. “Toyota’nın düzenlediği Kaizen Dünya Şampiyonası’nda 77 ülke arasında birinci olduk. Bunun yanı sıra Türkiye’nin en hızlı büyüyen şirketleri arasına girdik. Ancak bizim için asıl önemli olan bu başarıyı sürdürülebilir hale getirmek” dedi.
Dursun, önümüzdeki dönemde de hem yatırımlar hem de projeler açısından büyümenin devam edeceğini ifade etti.
Sektörel Gelişim İçin Sosyal Sorumluluk
Şirketin yalnızca ticari faaliyetlerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Dursun, sektörün gelişimi için sosyal sorumluluk projelerine de önem verdiklerini belirtti. Uludağ Çevre Forumu’nun ana sponsorluğunu üstlendiklerini ifade eden Dursun, “Bu tür organizasyonlar sektörün gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Sorunların konuşulduğu, çözüm önerilerinin geliştirildiği platformlar sayesinde sektör daha sağlıklı bir şekilde ilerleyebilir. Biz de bu sürece katkı sağlamayı bir sorumluluk olarak görüyoruz” dedi.
Depozito Sistemi Türkiye İçin Stratejik Bir Dönüşüm
Zorunlu depozito sistemi, Türkiye’de çevre bilincinin artırılmasının ötesinde, sanayi ve ihracat politikalarının da merkezine yerleşen bir dönüşüm modeli olarak öne çıkıyor. Gökhan Dursun’un değerlendirmeleri, bu sistemin yalnızca geri dönüşüm süreçlerini düzenlemekle kalmadığını, aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirliği destekleyen bütüncül bir yapı sunduğunu ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreçte hem işletmelerin hem de vatandaşların sisteme aktif katılım göstermesi, bu dönüşümün başarısı açısından belirleyici olacak.






