
Tüberküloz, her yıl 10 milyondan fazla kişiyi etkileyen ve 2024 yılında 1 milyondan fazla can alan, dünyanın en ölümcül hastalıklarından biridir. Bu hastalığın önemi, sadece bireyler için değil, toplum sağlığı açısından da büyük bir tehdit oluşturmasından kaynaklanıyor.
Alman bilim insanı Robert Koch, 24 Mart 1882’de verem mikrobunu keşfetti ve bu tarih, her yıl “Dünya Tüberküloz Günü” olarak anılmaktadır. Koch’un bu mikrobiyolojik buluşu, tüberkülozun doğru teşhis edilmesi ve etkili tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine olanak tanımıştır. Tüberküloz, “Mycobacterium tuberculosis” adlı bakterinin solunum yoluyla vücuda girmesi sonucu oluşan ve başta akciğerler olmak üzere çeşitli organlarda iltihaplanmaya yol açan bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2025 Küresel Tüberküloz Raporu’nda, bu hastalığın önlenebilir ve tedavi edilebilir olduğunu vurgulamaktadır. Ancak her yıl 10 milyon kişi tüberküloza yakalanmakta ve bunlardan 1 milyondan fazlası hayatını kaybetmektedir. Bu durum, dünya genelinde tüberküloz salgınını durdurmak için acil eyleme geçilmesi gerektiğini göstermektedir. Birleşmiş Milletler ve DSÖ, 2030 yılına kadar bu hastalığın kontrol altına alınması için çalışmalar yürütmektedir.
2024 verilerine göre, tüberküloza yakalananların yüzde 25’i Hindistan, yüzde 10’u Endonezya, yüzde 6,8’i Filipinler, yüzde 6,5’i Çin, yüzde 6,3’ü Pakistan, yüzde 4,8’i Nijerya, yüzde 3,9’u Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve yüzde 3,6’sı Bangladeş’ten gelmektedir. 10,7 milyon tüberküloz hastasının yüzde 54’ünü erişkin erkekler, yüzde 35’ini erişkin kadınlar ve yüzde 11’ini çocuklar oluşturmaktadır.
Kovid-19 salgını, 2020 yılından itibaren tüberküloza yakalanan kişi sayısında artışa neden olmuştu. Ancak 2023’te 10,8 milyon kişi tüberküloza yakalanırken, 2024’te bu sayı 100 bin azalarak 10,7 milyona düştü. Tüberküloz nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı da 2024’te bir önceki yıla göre azalma gösterdi; 2023’te 1,27 milyon, 2024’te ise 1,23 milyon tüberküloz hastası hayata veda etti.
Hastalığın tedavi edilmediği durumlarda ölüm riski oldukça yüksektir. Ancak, DSÖ’nün önerilerine uygun şekilde tedavi edilen hastaların yaklaşık yüzde 90’ı sağlığına kavuşmaktadır. Bu durum, tüberkülozla mücadelede erken teşhis ve tedavi süreçlerinin ne denli kritik olduğunu ortaya koymaktadır.






