
İki sosyal medya fenomeninin intihar etmesi, toplumda büyük bir üzüntü yarattı. Prof. Dr. Hakan Türkçapar, bu fenomenlerin dışarıdan “kusursuz” bir yaşam sergilemesine rağmen içsel sorunlar yaşadıklarını belirtiyor. İntiharın tetikleyicileri arasında maddi kaygılar, terk edilme korkusu ve gelecek kaygısı gibi faktörlerin yanı sıra, anlaşılmama hissinin de önemli bir yer tuttuğunu ifade ediyor.
Son zamanlarda yaşanan bu tür olaylar, ruh sağlığının yalnızca bireysel bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal bir sorun olduğunu da gözler önüne seriyor.
Prof. Dr. Türkçapar, dijital dünyada sürekli göz önünde olmanın, itibar kaybetme korkusunun ve özdeğeri yalnızca beğeni sayısına bağlamanın getirdiği ağır psikolojik yükü vurguluyor. Sosyal medya, tek başına bir intihar nedeni olmasa da, siber zorbalık ve yalnızlık duygusuyla birleştiğinde intihar riskini artırabiliyor.
“Kusursuz” görünen hayatların her zaman iyi bir ruh sağlığını yansıtmadığını belirten Türkçapar, modern çağın getirdiği yalnızlık ve toplumsal kopukluğun, yardım arama sürecini geciktiren baskılara yol açtığını ifade ediyor.
Türkçapar, intiharların arkasında özel bir sebep olduğunu söylemenin yanıltıcı olduğunu, çünkü intihar riskini artıran etkenlerin her kesimden insan için geçerli olabileceğini belirtiyor. Depresyon, umutsuzluk, yalnızlık, ilişki sorunları ve travmalar gibi faktörler, intihar riskini artıran başlıca etkenler arasında yer alıyor.
“Sürekli izlenme ve değerlendirilme, kişinin kendisini takipçi sayısına ve beğeniye bağlaması, çok ağır bir yük” diyen Türkçapar, bu durumun ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ifade ediyor.
Prof. Dr. Türkçapar, sosyal medya fenomenlerinin yaşadığı sorunların görünürdeki başarıları tarafından gizlendiğini belirtiyor. “Benim kötü görünmeye hakkım yok” gibi düşünceler, yardım arama sürecini geciktiriyor ve bu durum, intihar riskini ciddi şekilde artırıyor.
Sosyal medya, bireylerin destek bulmak ve yardım aramak için kullandıkları bir platform olmasına rağmen, aynı zamanda intihar riskini artıran bir faktör olarak da karşımıza çıkıyor. Türkçapar, sosyal medya kullanımında dikkat edilmesi gereken unsurlar arasında ekran süresi, tüketilen içerik ve kullanma amacının önemine dikkat çekiyor.
Türkçapar, dışarıdan güzel görünen hayatların ruh sağlığı açısından yeterli olmadığını, ruh sağlığının anlam, aidiyet duygusu ve anlaşılma hissi ile ayakta kalabileceğini vurguluyor. Yalnızlık ve toplumsal kopukluk, çağımızın en belirgin ruh sağlığı sorunları arasında yer alıyor.
Görünür kişiler, iki ayrı baskıyı aynı anda yaşıyor. Bir yanda dijital dünyanın sürekli karşılaştırma ve ölçümlemesi, diğer yanda gerçek bağların zayıflaması. Bu durum, bireylerin dışarıdan başarılı görünse de içsel sorunlar yaşamasına neden olabiliyor.
Ruh sağlığı sorunlarının ciddiye alınması gerektiğini belirten Türkçapar, yalnızlık ve kopukluk hissinin intihar riskini artıran en güçlü etkenler olduğuna dikkat çekiyor. Kişilerin, yalnız kalmamaya özen göstermeleri ve psikolojik destek almaları son derece önemli.
Türkçapar, ruhsal dengenin korunması için yürüyüş yapmak, film izlemek ve sosyal medyadaki olumsuz içeriklerden uzak durmak gibi aktivitelerin faydalı olacağını ekliyor. İntihar düşüncesinin çoğu zaman ‘ölmek istemek’ değil, ‘bu şekilde yaşamaya devam edememek’ algısından kaynaklandığını belirtiyor.






