
Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku, Türkiye’nin gündeminde kalmaya devam ediyor. Aradan geçen uzun zamana rağmen, Doku’nun kayboluşuyla ilgili soruşturma derinlemesine sürdürülüyor.
Soruşturmanın merkezinde dijital delillerin korunması ve analizi yer alıyor. İlgili ekipler, bu delillerin güvence altına alınması ve incelenmesi için yoğun mesai harcıyor. Öte yandan, dönemin kamu görevlileri hakkında yürütülen yargı süreci de dikkat çekici bir hızla ilerliyor.
‘Gülistan Doku’nun kayboluşu, sadece bir kayıp vakası değil, aynı zamanda adalet sisteminin sınavı olarak da görülüyor.’
Bu kritik dosya, yalnızca hukuki bir süreç olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir mesele olarak da ele alınıyor. Özellikle kadın cinayetleri ve kayıpları konusundaki hassasiyetin artmasıyla birlikte, Gülistan Doku’nun akıbeti kamuoyunda büyük yankı uyandırıyor. Aileler, aktivistler ve toplumun geniş kesimleri adaletin sağlanması için yetkililere çağrıda bulunuyor.
Gülistan Doku soruşturması, Türkiye’de adalet arayışının ne kadar çetin bir yolculuk olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu süreç, yalnızca Doku’nun yakınları için değil, benzer acıları yaşayan pek çok aile için de umut ışığı taşıyor.






