Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 10 Haziran 2026'da Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da düzenlenecek Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci (GDAÜ) Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsilen katılacak. Bu zirve, bölgesel işbirliği ve Balkanlar'da istikrar açısından önemli bir dönemeç olarak öne çıkıyor.
Türkiye'nin Zirvedeki Temsiliyeti ve Ana Gelişme
Hakan Fidan'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan adına Sofya'daki GDAÜ Zirvesi'ne katılması, Türkiye'nin Balkanlar'daki çok taraflı diplomatik girişimlerinin bir parçası olarak dikkat çekiyor. Zirvede, devlet ve hükümet başkanları, dışişleri bakanları ile Bölgesel İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri'nin de yer alması bekleniyor. Bu yılki zirve, GDAÜ'nün 30. kuruluş yıl dönümüne denk gelmesi ve Bulgaristan'ın dönem başkanlığının kapanış etkinliği olması nedeniyle ayrıca sembolik bir anlam taşıyor. Zirvede, 'İstikrarlı, Güvenli ve Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Bölgesel Birliğin Güçlendirilmesi' teması öne çıkacak ve bir Zirve Bildirisi'nin kabul edilmesi öngörülüyor. Bulgaristan, dönem başkanlığını 1 Temmuz 2026 itibarıyla Romanya'ya devretmeye hazırlanıyor.
GDAÜ'nün Kuruluşu ve Bölgesel İşlevi
GDAÜ, 1996 yılında Sofya'da kurulan ve 13 Güneydoğu Avrupa ülkesini bir araya getiren esnek bir siyasi diyalog ve işbirliği platformu olarak faaliyet gösteriyor. Türkiye, GDAÜ'nün kurucu üyeleri arasında yer alıyor ve geçmişte üç kez dönem başkanlığı yaptı. Platformun merkezi ve genel sekreteri bulunmuyor; sekretarya işlevi, dönem başkanı ülke tarafından yürütülüyor. GDAÜ, kararların mutabakatla alındığı, bağlayıcı olmayan bir yapı sunuyor ve bölgesel istikrar, iyi komşuluk ilişkileri, ekonomik bağlantısallık ve güvenlik gibi başlıklarda işbirliğini teşvik ediyor. Bölgesel İşbirliği Konseyi (RCC) ise GDAÜ'nün operasyonel kolu olarak, sürdürülebilir kalkınma ve bölgesel projelerin uygulanmasında rol oynuyor.
Zirvenin Bölgesel ve Uluslararası Önemi
Sofya Zirvesi, Balkanlar'daki istikrar, iyi komşuluk ilişkileri ve bölgesel güvenliğin güçlendirilmesi açısından kritik bir dönemde gerçekleşiyor. Zirve, Rusya-Ukrayna Savaşı, Karadeniz güvenliği, Batı Balkanlar'ın Avrupa Birliği'ne entegrasyon süreci ve enerji-ulaştırma hatları gibi bölgeyi etkileyen önemli gündem başlıklarının tartışıldığı bir döneme denk geliyor. Türkiye açısından zirve, bölgesel sahiplenme, kapsayıcılık ve bağlantısallık ilkeleri doğrultusunda çok taraflı platformlarda etkin rol üstlenme fırsatı sunuyor. Ayrıca, AB ile ilişkiler ve bölgesel entegrasyon süreçleri bakımından da GDAÜ Zirvesi'nin çıktıları yakından izleniyor.
Sofya Zirvesi'nin Gündemi ve Beklenen Sonuçlar
Bulgaristan'ın 2025-2026 dönem başkanlığı boyunca istikrar, güvenlik, sürdürülebilirlik, Avrupa entegrasyonu, enerji güvenliği ve rekabetçilik gibi başlıklar öne çıktı. Sofya Zirvesi'nde, bu önceliklerin yansıtıldığı bir Zirve Bildirisi'nin kabul edilmesi bekleniyor. Ayrıca, SEE2030 Stratejisi'nin uygulanmasına ilişkin değerlendirmeler ve bölgesel işbirliği projelerinin ilerlemesi de gündemde olacak. Zirve, aynı zamanda Bulgaristan'ın dönem başkanlığının Romanya'ya devredilmesiyle GDAÜ'de yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor.
Türkiye'nin GDAÜ'deki Rolü ve Önceki Gelişmeler
Türkiye, GDAÜ'nün kurucu üyelerinden biri olarak platformun şekillenmesinde ve bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesinde aktif rol oynadı. 1998-1999, 2009-2010 ve 2020-2021 yıllarında dönem başkanlığını üstlenen Türkiye, özellikle 2021 Antalya Zirvesi'nde kabul edilen SEE2030 Stratejisi ile bölgesel sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağladı. Son bir yıl içinde Bulgaristan'ın dönem başkanlığında gerçekleştirilen siyasi direktörler toplantıları ve güvenlik konferansları, Sofya Zirvesi'nin hazırlık sürecine zemin oluşturdu. AB-Batı Balkanlar Zirvesi'nde de bölgesel işbirliği ve iyi komşuluk ilişkileri, Avrupa entegrasyon sürecinin temel unsurları olarak vurgulandı.
Hakan Fidan'ın Sofya'daki zirveye katılımı, Türkiye'nin Balkanlar'daki çok taraflı diplomasiye verdiği önemi ve bölgesel istikrarın sağlanmasında üstlendiği rolü bir kez daha ortaya koyuyor. GDAÜ'nün 30. yılında düzenlenen bu zirve, Balkanlar'da barış, işbirliği ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından dikkatle izleniyor.


